- Eyvah, saat kaç? Emre hala kalkmadı!
- Tamam tamam heyecanlanma, okul şurası zaten, beş dakidada yürüyor...
- İnanılmaz... iki kardeş, biri uykucu, biri fişek gibi! Bakar mısın, Elvan kahvaltısını bitirmiş mi? .. Ben de bugün onlarla çıkarım, hem bir yürüyüş olur, hem de dünya kadar işim var.
-Neymiş o dünya kadar işler?
- Para çekeceğim, kuaföre borcum vardı, onu öderim... En önemlisi de, kahvaltılık filan, biraz alış veriş yapmak gerek, buzdolabı sırf kendini soğutuyor! [Bankomat, kuaför, şarküteri]
- Bütün bu yemeklerin nereye gittiğini merak ediyorum.
- Tartıya sorabilirsin!
- Ben onunla konuşmuyorum!..
- Biliyor musun, Ahmet'ler burada ev bakıyormuş.
-Ya?..
- Ya. Bahçe, açıklık, yeşil, okul falan, çocuklar için rahat olur diyorlar. [Hisar Eğitim Vakfı Kemerköy İlköğretim Okulu - Zeynep Mutlu Vakfı Kemer Koleji] Ben de dedim ki, burada insanın ihtiyacı olan herşey var: Ne bileyim, şarküteri var, kuaför var, eczane var, butik, kırtasiye, fırın, kafe, lokantaaa... Sonraaa, ev eşyaları ve aksesuarları satan dükkan bile var dedim. [Neo Çarşı] Onlar buraya bayılırlar...
- Küçük olan kedi diye tutturmuş. Kuş almışlar, kuştan bıkmış, kuşu vermişler, kafesi kalmış, yerleri yokmuş koca kafes için, salonda içi boş duruyormuş falan...
- Getirsinler şimdilik bizim depoya koyalım. [Bütün dairelere bodrumda depo alanı]
- Söylerim olur...
- Çıkarken anahtarını unutma sakın hayatım...
- Tamam canım, akşama görüşürüz!